Ceza Hukuku

1Ağır Ceza Davaları
2Asliye Ceza Davaları
3İstinaf Başvurusu
4Temyiz Başvurusu
5Tutuklamaya İtiraz Başvurusu

Ceza davalarında iyi ve başarılı bir süreç yürüten Avukat Kamil Yıldırım, müvekkillerini İzmir ceza avukatı olarak hukuki anlamda en iyi şekilde temsil etmektedir. Ceza davaları gibi hukuki dava süreçlerinin yürütülmesinde profesyonel bir ceza avukatı hizmet anlayışı ortaya koymaktadır.

Ağır Ceza Davaları

Ağır ceza davaları, nitelik bakımından yasalar tarafından sınırları çizilmiş ağır suçlar kapsamına giren durumlarda görülen davalardır. Ağır suçlar bireysellik teşkil eden yasalara uygun olmayan eylemler olduğu gibi aynı zamanda devlete karşı işlenen suçları da kapsar. Bu davaların görüldüğü mahkemeler ise Ağır Ceza Mahkemesi olarak bilinmektedir ve söz konusu mahkemelerin ilk dereceden ceza yargılamalarının yapıldığı adli makamlar olduğu belirtilmelidir. Ceza davalarında alanında uzman avukatlarla çalışılmalıdır. İzmir Ceza Avukatı ve Danışmanlık Bürosu olarak sizlere ceza davalarında hizmet vermekteyiz.

Ağır Ceza Mahkemeleri

Ağır Ceza Mahkemeleri, ilk dereceden ceza yargılamalarının yapıldığı ve yasalarda öngördüğü ölçüde sınırları kesin olarak belirlenmiş suçlara bakan ceza mahkemeleridir. Söz konusu suçların bu mahkemelerin kapsamına girip girmediğinin belirlenmesi için özel bir düzenlemek bulunmaktadır. 5235 sayılı kanunun 12. Maddesine göre bu mahkemelerin yargılama görevlerinin sınırları belirlendiği gibi cezaların miktarı konusunda da kesin ve belirleyici unsurlar yer almaktadır.
Aynı zamanda Ağır Ceza Mahkemeleri, 18 yaşından küçük bireylere bakma konusunda yetkilere sahip değildir. 18 yaş altı bireyler için yapılan ağır ceza yargılamaları Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi adı verilen yargılama organları bakmaktadır.

Asliye Ceza Davaları

Asliye ceza davaları, diğer ceza davalarının sınırları içerisinde yer almayan suç unsurlarının kapsamına giren adli yargılama süreçleridir. Bu tarz davaların sınırları büyük oranda diğer mahkemelerin bakabileceği suç unsurlarının oluşması halinde çizilmektedir. Dolayısıyla söz konusu davalara, bu alanda ortaya çıkan suç unsurlarını denetlemek amacıyla özel mahkemeler bakmaktadır.

Asliye ceza davalarının görüldüğü mahkemeler; Asliye Ceza Mahkemeleri, yani büyük oranda hafif suçların görüldüğü adli makamlardır. Bu mahkemelerin asıl görevi, diğer ceza mahkemelerinin bakacağı suç sınırları içerisine girmeyen ve yasalar tarafından açıklıkla belirlenmemiş suç unsuru taşıyan eylemlerin yargılamasını yapmaktır. Aynı zamanda Asliye Ceza Mahkemelerinin görev ve yetkileri 5235 sayılı kanun çerçevesinde kısmen de olsa belirlenmiştir. Belirtilen kanun hükmüne göre Ağır Ceza Mahkemeleri ve Sulh Ceza Hakimliğinin görev ve yetki sınırları içerisine dahil olmayan her türden ceza davasına Asliye Ceza Mahkemeleri bakabilmektedir. Günümüzde asliye ceza davaları çoğunlukla; güveni kötüye kullanma, şantaj, dolandırıcılık, kasten ya da taksirle yaralama, hakaret ve tehdit gibi suçların yanı sıra Cumhurbaşkanına hakaret suçlarının görüldüğü davalardır. Ağır ceza davalarında uzman bir İzmir ceza avukatından hizmet alınmalıdır.

İstinaf Başvurusu

İstinaf başvurusu, ilk dereceden mahkemelerin yapmış olduğu yargılamalar sonucunda ortaya çıkan kararlara, hukuki veya olay bakımından itiraz etmek amacıyla bir üst mahkemeye yapılan denetleme talepleridir. Bu yöntemin tercih edilmesi halinde birinci dereceden mahkemelerin yapmış olduğu yargılamalar Bölge Adliye Mahkemesi ya da İstinaf Mahkemesi adıyla bilinen adli makamlarca denetlenir. İstinaf başvurusu yapabilmek için temel olarak iki kaide bulunur. Bunlar ceza yargılamaları ve hukuksal yargılamalardır. Ceza yargılamalarının sonuçlarına itiraz etmek ve adli denetim mekanizmasını harekete geçirmek için bu başvuruların nitelikleri CMK tarafından düzenlemiştir. Hukuksal yargılamalardaki itiraz hakkı ise HMK nezdinde açık bir biçimde belirtilmiştir.

İstinaf Başvurusu Nasıl Yapılır?

İstinaf başvurusu yapabilmek için zorunlulukla gerekli olan durum; ilgili hükmün davasız yargılama olmaz kaidesine dayanıyor olması nedeniyle daha önce bir görülmüş ve bu davanın karara bağlanmış olmasıdır. Burada ilk dereceden mahkemelerin kendiliğinden istinaf haklarını kullanamayacağı ve dolayısıyla söz konusu talepte bulunacakların bizzat başvuru yapmaları gerekir. İlk dereceden mahkemelerin vermiş olduğu kararlara itiraz etmek ve bu kararları hukuki denetimden geçirmek için istinaf başvurusu, istinaf dilekçesi aracılığıyla yapılmalıdır. Başvuru işlemlerinde iki farklı yöntemin kullanılması mümkündür. Kararıveren mahkemeye doğrudan dilekçe iletilebildiği gibi kararı veren yerel mahkemenin katibine beyanda bulunulabilir. İstinaf başvurusu için İzmir Ceza Avukatı ve Danışmanlık bürosu ile görüşülmelidir.

İstinaf Başvuru Süresi

İstinaf başvurusu süresi kapsamında bazı şartların olgunlaşması zorunludur. İlk dereceden mahkemelerin yapmış olduğu yargılamaların sonuca erişmesi ilk şart olduğu gibi bu sonuçların her bir tarafa doğrudan tebliğ edilmesi de bir diğer zorunlu durumdur. Eğer belirtilmiş olduğu gibi usule uygun bir biçimde tebliğ yapılmamışsa bu durumun istinaf başvuru sürecini etkileyici bilinmelidir.
İstinaf başvurusu ve bu başvuruların yürütülmesi aşamasında hukuksal anlamda donanımlı uzmanların bulunması herhangi bir boşluğun ya da aksaklığın yaşanmaması adına son derece belirleyicidir. Dolayısıyla uzman İzmir ceza avukatına  başvurularak süreç yönetilmelidir.

Temyiz Başvurusu

Temyiz başvurusu ile sınırları bazı hükümler ile çizilmiş olan yasal itiraz haklarının korunması ve hukuki denetim mekanizmasının işletilmesi olanaklıdır. Bu başvuruların kapsamı istinaf mahkemeleri tarafından verilen bozma kararlarının dışında hemen her türden kararı içerisinde bulundurur. Dolayısıyla söz konusu itiraz başvurularının genel anlamda kullanılması ve hukuki denetim mekanizmasının işleyişinin sağlanması mümkündür. Temyiz başvurusu temel anlamda bir üst mahkemede yeni bir davanın baştan görülmesine aracılık etmektedir. Bu bağlamda söz konusu başvurular daha önce görülen davalarda elde edilen bulgular, veriler ve sonuç nezdinde bir üst mahkemede yeni bir dava sürecine başlanmasın anlamına gelmektedir. Söz konusu başvuru işlemleri hakkında detaylı düzenlemeler CMK ve HMK nezdinde gerçekleştirilmiştir. Temyiz süresi ise istinaf mahkemeleri tarafından alınan kararların tebliğ edilmesinden başlayacak şekilde 15 günle sınırlıdır. Duruşma tarihinden itibaren başlayan süre boyunca temyize gitme hakkının kullanılması saklı tutulmuştur. Temyiz başvurusu yapabilmek ya da başvuruda bulunmak adına ilk gereklilik istinaf mahkemelerinin aldığı kararlarda taraf olunmasıdır. Aynı zamanda Cumhuriyet savcılarının da davalının lehinde ya da alehinde başvuru yapabileceği belirtilmelidir.

Temyiz Başvurusu Nasıl Yapılır?

Temyiz başvurusu yapabilmek için belirtilmiş olduğu gibi istinaf mahkemesi kararı tebliğ tarihi ile başlayan 15 günlük sürenin kullanılması gerekir. Söz konusu başvuru işlemleri için itiraz edilecek olan kararı veren Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yapılması gerekir. Davalının tutuklu olarak yargılanması durumunda ise temyiz başvuruları için dilekçenin cezaevi müdürlüğüne verilmesi de mümkündür. Temyiz başvurusu yapmak ve bu kapsamda hukuki itiraz hakkını en etkili şekilde kullanmak için bu alanda uzman ve başarılı avukatların tercih edilmesi tavsiye edilmektedir. Özellikle hukuki itiraz haklarının kullanıldığı bu gibi başvurularda avukatların hukuki donanımı oldukça kritik bir önem içerir.

Tutuklamaya İtiraz Başvurusu
Tutuklamaya itiraz başvurusu şartları CMK tarafından açık bir biçimde düzenlenmiş ve bu kapsamda tutukluların itiraz hakları da saklı tutulmuştur. Söz konusu itiraz başvuruları bölge Sulh Ceza Hakimliklerine yapılabileceği gibi başvuru sürecinin başlaması için dilekçe yazılması ve dilekçe içerisinde itiraz gerekçelerinin açık bir biçimde belirtilmesi gerekir.
Tutulamaya itiraz başvurusu yapabilmek için tutuklunun kendisinin doğrudan dilekçe yazması zorunlu değildir. Tutuklunun yasal temsilcisi konumunda yer alan eşi, annesi ya da babası başvuruda bulunabildiği gibi aynı zamanda tutuklunun önceden belirlenmiş diğer yasal temsilcileri de söz konusu itiraz başvurusunu gerçekleştirebilir. Bu yasal temsilciler çoğunlukla avukatlardır ve avukatlar tutukluların haklarını muhafaza etmekle mükelleftir.
Tutuklama bilineceği üzere şüphelinin ya da şüphelilerin kaçma girişiminde bulunmalarını engelleme ya da delilleri yok etme gibi durumların ortaya çıkmasını önleme amacıyla gerçekleştirilen işlemler bütünüdür. Bu kapsamda tutuklama kararına itiraz edebilmek için öncelikli olarak tutuklama kararının verildiği adli makama itiraz edilmelidir. Bu makam tarafından 3 gün içerisinde karar verilememesi halinde belirtilmiş olduğu gibi CMK tarafından sınırları çizilmiş hakların kullanılması olanaklıdır.

Tutuklama Sorgularında Şüphelinin Hakları

Tutuklamaya itiraz başvurusu işlemleri için CMK tarafından belirlenmiş itiraz süresi 7 gündür. Bu sürenin hesaplanabilmesi için şüphelinin tutuklandığı tarih yerine tutuklama kararının alındığı tarih esastır. Dolayısıyla tutuklama eyleminin gerçekleştiği tarihin bağlayıcılığı bulunmaz. Bu kapsamda tutuklama kararı neticesinde tutuklu bulunanların en temel hakları arasında avukatların hukuki yardımlarına başvurmak bulunmaktadır.
İzmir ceza avukatı tarafından sağlanan hukuki yardım desteğinin en efektif şekilde kullanılabilmesi ve haksız kararların gözden geçirilerek tutuklama kararına itiraz yolunun tercih edilebilmesi adına alanında uzman bir avukatla çalışmak son derece belirleyici olacaktır. Bu bağlamda tutuklama sonrasında en sağlıklı hukuki desteği alabilmek adına doğru bir tercihte bulunulması gerekir.

İzmir içerisinde görevini en iyi şekilde yürütmektedir. İzmir ceza avukatı tavsiyesinde dava avukatlığı ve hukuki danışmanlık hizmeti veren Av. Kamil Yıldırım Hukuki ve Danışmanlık Bürosu tavsiyelerde de ilk sıralarda yer almaktadır.

Bize Ulaşın
close slider

0 530 154 65 81
Harita